28 Eylül 2016 Çarşamba

Futbolun Adaleti


Futbolun kendi içinde bir adaleti olduğuna inanıyorum. Kendi sistemi içinde kendisinin yarattığı, kendiliğinden oluşan bir adalet.
Örneklendirmek gerekirse bir sürü var ama ben bu blogu açtığımdan beri en çok bahsettiğim kişi üzerinden bir iki kelam edeceğim.

*

Uruguaylı golcü Edinson Cavani. Laurent Blanc'ın son iki senede kırdığı formu kendisinin de dediği gibi ona kariyerinin en kötü, en karanlık günlerini yaşattı. Ibrahimovic yüzünden kurban edildi ve takım arkadaşlarının da sırt dönmesiyle bir futbolcunun yaşayabileceği belki de en kötü zamanları yaşadı Matador.Yanlış pozisyonda zorla oynatıldı, yeri geldi ilk 11'e alınmadı, dalga geçer gibi 80.dakika'da oyuna alındı, tartıştı, sorun yaşadı ama asla saygısızlık da yapmadı. Ibrahimovic gidince ise sabırla beklediği ve hakkı olan, ait olduğu pozisyonu sonunda alabilecekti. Başka kulüplerin (ki bu kulüplerin arasında kendisine gelmesi için en çok ısrar eden Atletico Madrid var) tekliflerini elinin tersiyle iterek "ben kendimi burada kanıtlayacağım" dedi ve Paris'te kalmayı tercih etti. Şahsen ben kariyer hatası olarak görüyorum bu adamın en baştan Paris Saint-Germain'e gelmesini. Napoli'de kariyerinin altın zamanını yaşarken birden ayağına top bile verilmeyen, kendi doğasına ters olan bir kanat oyuncusuna döndü, daha doğrusu döndürüldü. Tabii takımda Zlatan varken tercih edilen isimin Cavani olması pek de mümkün olamazdı ve bunu hesaba katarak geldi bu kulübe ve işler istediği gibi gitmedi.

*

Yaşadığı kapkaranlık son iki seneden daha fazla bahsetmek istemiyorum, olan oldu. Bu sezon başında dedim şimdi göreceğiz umut var mı yok mu. İlk maçlarda da çok iyi performans gösterememiş olup beni ve sevenlerini korkutsa da sonradan tam açıldı Matador. Hala son bitirişlerde saçma sapan, kendi şanına yakışmayan ürkek hareketler yapmıyor değil, hatta Arsenal karşısında 49.saniyede turnuvanın en erken golünü atmış olsa bile çar çur ettiği 4 güzel pozisyondan ötürü yine ve yeniden hem Fransız hem dünya medyasının şimşekleri üzerindeydi Uruguaylı golcünün. 

*

Arsenal maçından hemen sonra lig maçında Caen karşısında ilk yarıda tek başına 4 gol atarak herkesin ağzını açık bıraktı. Dedim harbiden de geri dönecek bizimki. Az önce oynanan Şampiyonlar Ligi maçında da başta birkaç saçma hareket yapmasına rağmen 2 golle takımına galibiyeti getirdi deplasmanda.

*

Çok da uçmak istemiyorum daha sezon hakkında konuşmak için çok başındayız ama yazının başlığını atma sebebime gelmek istiyorum ki futbol öyle bir oyun ki hayatla ilgili ders veriyor. Dünü bugünü tutmuyor insanın bu futbol dünyasında. Kendi içinde bir adaleti var dediğim de buydu. Medya bir yandan, taraftar bir yandan futbolcunun veya teknik direktörün üzerine gidebiliyor, bir bakıyoruz ki yerle bir olmuş kişi. Adalet kısmı bu anda devreye giriyor işte. Eğer o insanın içinde o yetenek varsa bir şekilde kendini kuratıyor, kendini kanıtlıyor herkese, ama en başta kendisine, daha sonra sevdiklerine, takımına, kulübüne ve taraftarına. 

*

Cavani'nin en kötü zamanlarında bile bir şekilde düzelebileceğine çok ufak ihtimal olsa bile inandım. Nitekim başında Laurent Blanc varken kariyerine belki başka bir oyuncunun dönemeyeceği türde bir zararı verdi ama hoca ve pozisyon değişimi adeta eski Cavani'yi döndürdü hayata. Emery'nin Uruguaylı golcüyü ait olduğu pozisyona koyması ve kulüp başkanının ona inanarak tekrardan anlaşma götürerek takımla kalmasını istemiş olması, bunlar hep dıştan gelen yardımcı etkenlerdi. Bütün iş Cavani'nin kendisine kalmıştı artık. Top ondaydı ve o kendini kanıtladı. 

*

Bu sadece yakın zamanda bu olayı mercek altına aldığım için verdiğim bir örnekti ama bu oyunun gerçekten kendi içinde bir dengesi var ve er ya da geç iyi olan, içinde o yeteneği barındıran kazanıyor. 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder