28 Haziran 2016 Salı

Turnuva Hüznü


Büyük heyecanla hem Copa America hem Euro 2016'yı bekledik aylarca. Sonunda geldi çattı ve günlerdir ekranlara kitlenmiş vaziyetteyiz. Bu tür turnuvaların en sevdiğim ve değişmeyen özelliği hepimizin bir tane,  o en özel favorisi olmasına rağmen hemen hemen her maçı izleyerek yeri gelince favorimiz olmayan takımları desteklememiz. Senelerdir değişmeyen gelenektir bu. Bu sene herkesin İzlanda'ya olan sempatisi gibi mesela. Bu tür şeyler bu sporun güzelliğini daha çok hissettiriyor.

Benim bu tür uluslararası turnuvalarda; sadece futbol değil her dalda favorim hep İspanya olmuştur. Çünkü ben işe sadece "spor" olarak bakabiliyorum, bunun sadece bir spor olayı, siyaset, ırk, din, politika ve her ne kadar "milli takım" olsalar da şahsen milliyetçilikle alakası olmadığının bilincindeyim. Bunu çoğu insan yapamıyor ama herkesin seçimi kendisini ilgilendirir. Ben de kendi milli takımım Türkiye hakkında çocukken yaşadığım tutku ve sevgiyi baya uzun süredir pek hissedememekle beraber oldum olası favorim olan İspanya'yı da her geçen sene daha da derinden desteklemeye başladım nedense. Bazen doğduğun ülke olman gereken ve kalbinin ait olduğu ülke olmayabilir, bazen başka bir ülkede vakit geçirdikten sonra ruhunu ve kalbini orda bırakıp gelebilirsin. Bazen de sadece o ülkeye veya takımına yakın hissedersin hepsi bu. Benim İspanya sevgim çocukluktan geliyor, kendimi bildim bileli seviyorum dilini, kültürünü, insanını, müziğini, dansını milli takımını.. Desteklemek de hoşuma gidiyor.

Turnuvalara geri dönersek..

Euro favorim de tabii İspanya'ydı. Birçok kişinin de İspanya, İtalya, Fransa, Almanya zaten.. klasikleşmiş isimler, ülkeler. Benim favorim olan kırmızılılar bu sene erken veda ettiler izlediğiniz üzere. "Ölüm Grubu" dedikleri doğru olacak ki takımların kökü kurudu tabiri caizse. Ne Çekler, Ne Hırvatlar, ne Türkler ne de İspanyollar sağ çıkamadı gruptan. Ben Hırvatistan ve İspanya'dan çok umutluydum açıkçası. Favori olmanın ötesinde kazanma şansının da yüksek olduğuna inanıyordum İspanya'nın, zaten tarihindeki başarılar herşeyi açıkça söylüyor. Ama şöyle bir gerçek de var ki bu sene eski gücünde olmadığını da sezmiştim ve ilk iki maçta kırmızı formayla çıktıkları o tutkulu galibiyetten eser yoktu beyaz formayla oynadıkları maçlarda. Forma laneti futbol severler arasında yaygın bir algıdır ben de inanıyorum buna. O beyaz formayı gözüm tutmamıştı, ama bu tür inançlar bir yana son iki maçta gerçek İspanya'yı izleyemedik. Çok üzücü oldu benim adıma. Oyunun gereği bu, birileri devamlı kaybederken birileri de devamlı kazanıyor. İspanya'nın da galibiyet ve kupa rekoru oldukça kabarık, her devin bir düşüş dönemi oluyor. Çok da üzülüp takılmamak lazım. Fakat bariz olan bir gerçek şu ki karşısında İtalya gibi oldukça güçlü rakipler olduğu zaman oyununu gösteremeyen İspanya takımının da sanırım kendine yeni bir sistem oturtması gerekebilir. Bakalım önümüzdeki turnuvalarda neler olacak göreceğiz.


Bizim malum "Ölüm Grubu"muzdan akılda kalanlar da herhalde kendim adıma bunlar oldu:

Corluka'nın dinmeyen yarası...

Iniesta'nın mükemmel yetenekleri..

Ozan Tufan'ın saçı başı..ve bütün bunlara rağmen yapıştırdığı o gol..

Barça'lı Rakitic ve Real'li Modric'i aynı takımda görmenin verdiği haz..

Barça'lı ve Real'lilerin birbirine rakip olarak izlerken bir yandan da lig rakiplerini milli takımda yanyana görmenin verdiği haz..

Türkiye milli takımının prim krizi (!)

Emre Mor ve mükemmel futbol vizyonu..

Maç sonrası babasının vefat haberini alan Hırvat oyuncu Srna'nın cenazeyi apart topar kaldırıp turnuvaya geri dönmesi.. "show must go on" dedikleri budur işte..

Barça ve Real'lier başta olmak üzere herkesi şok eden Pique & Ramos dostluğu..

Turnuvanın en favori takımı İspanya'nın erkenden veda etmesi..


Ölüm Grubu derken gelip geçtiler işte.. Turnuva tam gaz devam ediyor tabii henüz izlenecek çok maç var ama favorisi elenen herkes gibi ben de buruk şekilde devam edeceğim maçları izlemeye.


Dünden önceki gün bizim saatimizle sabaha karşı kazananı belli olan Copa America da en az Euro kadar hayal kırıklığına uğrattı beni. Hatta daha da fazla üzmüş olabilir. Favorim Uruguay tam anlamıyla felaket bir performans sergileyerek erkenden veda etti turnuvaya. Luis Suarez'in yokluğunda Edinson Cavani'ye bel bağlayan Uruguay taraftarı istediği oyunu göremedi. Cavani'nin PSG'de yaşadığı çalkantılı dönemlerin performans düşüklüğü hala devam ediyor belli ki..Kariyerinin bu denli düşüşe geçmesi biz izleyenleri üzmüyor değil. Bu demek değil ki Uruguay'ın elenme nedeni formsuz olan Cavani. Genel olarak bir takım bütünlüğü göremedim ben. Tabarez'in artık bu işi bırakması gerektiğini düşünüyorum. Takıma yeni bir enerji, yeni bir motivasyon gerekiyor. Daha koordine çalışmaları ve takım bilincini bize hissettirmeleri gerekiyor. Uruguay tarihi başarılarla dolu bir takımdır çünkü. Eskisi gibi görmek isterim.

Uruguay elenince haydi dedim bir başka sevdiğim takım alsın şu kupayı. Bu takım da Messi'li, Di Maria'lı, Lavezzi'li, Mascherano'lu Arjantin'den başkası değil. Arjantin'in son yıllarda bir türlü kupa alamaması oldukça konuşuluyor zaten. Ama bütün yükü omuzlarında taşıyan isim de Lionel Messi. Kaldı ki son maçtaki penaltı kaçırışından sonra ağladığı görüntüler tüm sosyal medyada dönüyor, insan da gördükçe kötü oluyor. Arjantin'in son anda kupayı şahsen pek de sevmediğim Şili'ye kaptırmasına rağmen turnuva boyunca çok iyi performans gösterdiğini düşünüyorum. Messi'yle beraber Lavezzi, Di Maria ve Higuain performansıyla dikkat çeken isimler oldu.

Ve son olarak şunu söylemeliyim -ve gördüğüm kadarıyla hemen hemen herkes bu görüşte, zaten aksini iddia etmek biraz imkansız gibi- Messi öyle bir sporcu, öyle bir isim ki, bütün turnuvaların, maçların ve kupaların üzerinde. Oturup sizlere Messi'yi anlatacak değilim, kaldı ki istesem de anlatamam. Guardiola'nın da dediği gibi "Leo'yu tarif etmeye, anlatmaya çalışmayın. Sadece arkanıza yaslanıp izleyin O'nu."

Yani şu turnuvada kaybettiği kupa veya ülkesine uzun zamandır getiremediği zafer ve beraberindeki kutlama, O'nun değerini değiştirmiyor. Bu gerçek sonsuza kadar değişmeyecek. Maç sonrası dökülen yaşlar ise, bu oyunun sadece bir oyundan ibaret olmadığını da bizlere gösteriyor aslında.

Önümüzdeki turnuvalara,  maçlara bakacağız artık.. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder