13 Şubat 2016 Cumartesi

Özel Dosya: İyi Ki Doğdun Cavani


Hani hep ismini sağda solda duyduğunuz, göz ucuyla ekranda, sosyal medyada, orada burada gördüğünüz, baya aşina olduğunuz ama bir türlü kendinizi verip de izlemediğiniz, ilgilenmediğiniz insanlar, diziler, takımlar, şarkılar vardır. Spor muhabbeti döndürdüğüm için futbolcu üzerinden gidelim biz örneğimize. Birisi vardı ki işte aynen böyle sağdan soldan "Vayy çok iyi oynuyor", "Adam fırtına gibi abi" tarzı cümleler duyuyordum, birkaç kez tipine de denk geldim, neye benzediğini de biliyorum yani. Hangi takımda oynuyor onu da duydum ama oturup izlemedim, yakın mercek altına almadım hiç. Ta ki geçen seneye kadar. Nasıl oldu neden oldu bilmiyorum ama bir şekilde belki de o anki boşluğuma denk geldi, canım çok sıkılmıştı, açtım Uruguaylı futbolcu Edinson Cavani'nin Napoli döneminden kalma videolarını izlemeye başladım.

Milli takımda giydiği 21 numara, hafif sıska ama yapılı bir vücüt, dans edercesine ve bir erkeğe göre olabilecek en zarif hareketlerle yapılan dribble'lar, kafa gollerine ağırlık vermesi bunlar bana direk çok sevdiğim birini hatırlattı. 


Luis Enrique Martinez. Bilen vardır ama bilemeyenlere dipnot geçeyim Barça teknik direktörü Enrique aynı zamanda Barça'da oynamış ve kariyerine yine Barça'da son vermiş bir efsanedir ve Barça'da oynadığı zamanlarda aynı Cavani gibi uzun saçlı, 21 numarayı sırtında taşıyan, demin ilgimi çeken bahsettiğim bütün özelliklere sahip olan birisiydi. İzledim de izledim ben de Edi'nin gollerini, tekniği "Harbiden de efsane oynuyormuş" dedirtti. Zaten milletten duyuyordum ama artık kendim de görmüş oldum. Sonra baktım artık Napoli'de değil bizim Latin Amerikalı, Paris'e transfer olmuş. Çok da değil hani iki sene olmuş geleli. Fransa ligine ilgim yok, sıfır yani. Ülke olarak da ilgimi çekmez, futbolu da, insanları da ama mecburen başladım baya yakından takip etmeye. Bir başladım ki o gün bugündür günlük planlarımı bile maç fikstürüne göre ayarlıyorum. Hani Fenerbahçe, Barça gibi aile sevgisiyle bağlı olduğum takımlara göre ayarlamam normal günlük hayatımı ama tek bir oyuncu yüzünden pek de sevmediğim ve daha önce hiç ilgi göstermediğim bir takımı bu denli yakından takibe almak başta biraz tuhaf geldi bana bile ama izledikçe takımdaki hemen hemen her oyuncuyu çok sevdim. Zaten tanıdığım insanlardı ama dediğim gibi bu denli yakınen takip edince iş başka boyut kazanıyor. David Luiz'inden Zlatan'ına, yeni Alman kalecisi Kevin Trapp'den Thiago Silva'sına efsane bir takım; özellikle 2014-2015 kadrosuyla. Sıkı bir Paris Saint-Germain takipçisi oldum Cavani sayesinde.

Tam adıyla Edinson Roberto Cavani Goméz, 14 Şubat 1987'de Salto,Uruguay'da doğar. 


Kendisi şuan 29 yaşına girmiş bulunuyor. Hatta bugün de doğum günü. O yüzden kendisine özel bir yazı hazırlamak istedim. Babası ve abisi de kendisi gibi futbolcu olan Edi futbol kariyerine Danubio altyapısıyla başlayıp oynadığı 25 maçta 9 gol kaydeder ve daha sonra İtalyan takımı Palermo'ya gider. 2010'da yine İtalyan takımı olan Napoli'ye transfer olur. 2012-2013 sezonunda attığı gollerle ligin gol kralı olur. Napoli'deki performansı zaten dillere destan "El Matador"un. Kime Cavani deseniz size hemen Napoli dönemlerinde attığı inanılmaz estetik gollerden bahseder. Kariyerinin altın çağını Napoli'de geçirir. 2013-2014 sezonunu Paris Saint-Germain'e transfer olarak açan Matador futbol tarihinin en pahalı altıncı transfer olma özelliğini de taşıyor.

PSG kariyerine de gayet güzel giriş yapan Uruguaylı 2015-2016, yani şuan içinde bulunduğumuz sezona da güzel başlamasına rağmen son aylarda teknik adam Laurent Blanc'la yaşadığı fikir ayrılıkları ve istediği pozisyonda oynatılmadığı için takındığı tavırlar yüzünden takım içinde biraz mutsuz ve rahatsız bir durumda. Her gün hakkında yeni bir transfer haberi çıkıyor. Şimdiye kadar adı Arsenal, ManCity, ManU'yla geçti. Bana kalsa İtalya'da rahat eder, Premier Lig'e uygun olduğunu pek düşünmüyorum. Kalbim İspanya liginde olsun ister tabii ki. Barça'nın ezeli rakibi Real'e bile gitse dert değil yeter ki mutlu olacağı ve kendisi için doğru, yeteneklerini tam gaz kullanabileceği, potansiyelini var gücüyle gösterebileceği bir takım ve pozisyonda oynasın. Son günlerde bu dertten başı baya ağrıdı çünkü. Paris hayranları "oynamadığı" gerekçesiyle hakaretler yağdırıyor, kızıyor. Ama birazcık futbol bilgisine sahip olan birisi; dünyanın en skorer 4.ismi olan ve inanılmaz yeteneklere sahip bu Latin Amerikalı forvetin oyun özgüveninin PSG'ye geldiğinden beri teknik adam Blanc tarafından nasıl dikkatlice kırıldığını görür. Ben ki işin çok teknik kısmına girmeyen biriyimdir, ona rağmen farkındayım adamın özgüveninin önceki ve sonraki halinin bariz bir şekilde değişmiş olduğunun. Adam her maçta gol atarken şimdi haftalardır atamaz durumda.

Asla yorulmayan, dans eder gibi dribble'ları olan, hızlı, çevik ve fırtına gibi esen o deli Latini böyle özgüveni düşük, ayağı topa değerken tereddüt ederken görmek sevenleri adına oldukça üzücü.


Biraz iç karartıcı bir dönemden geçiyor Matador. İşler şimdilik onun adına yolunda gitmiyor olsa da iyi ya da kötü her sürecin bir bitişi ve yeni de bir başlangıcı vardır. Bu hayatın her alanında böyledir. O yüzden ne mutluluklar ne de üzüntüler daimdir. Kendisi benim izlemekten en zevk aldığım, gol atışı en çok haz veren futbolcu. Avrupa futbolunda Barça'cıyımdır ama bireysel olarak Edinson'ı her nereye giderse gitsin tam güç desteklerim, izlerim, takibi elden bırakmam. Çünkü benim için hayatımın her alanında estetik çok önemlidir ve Edi'nin oyun stili tam bir görsel şölen kendi adıma konuşmam gerekirse. Demin de dediğim gibi yaptığı dribble'ları izlerken göreceksiniz; futbolcudan ziyade bir dansçı edasıyla hareket ediyor bacakları. Estetik olarak 10/10'luk birisi kesinlikle. E herşey vücut dili, kara kaşı gözüyle bitmiyor adam oynuyor da yani. Fırtınalar gibi hem de. Şimdi güncel yaşanılan sorunların geçici bir süreç olduğuna eminim. Ne de olsa 29 yaşındaki forvet koskoca Zlatan Ibrahimoviç'in gölgesinde oynuyor 3 senedir, kim olsa önü kesilir, hızı perdelenir. Normal birşey bu izlemesi zevkli olmasa ve futbolcunun kendi özgüveni adına kötü olsa da. Futbolda olan şeyler bunlar en kısa zamanda şans Uruguaylıdan yana döner diyerekten kendisine her zaman yaptığım gibi doğum gününde de güzel dileklerimi ve enerjimi yolluyorum. 

Küçük Edi


 Danubio günleri

 Palermo formasıyla 

Fırtına estiridiği Napoli günleri

Ve Edi PSG'de


Matador'un şanına kavuşmasına neden olan gerek ayak gerek kafa golleri, dribble'lar, yetenekleri..



11 Şubat 2016 Perşembe

Serbest Vuruş


Özel günleri sevmem. Hatta nefret ediyorum bile diyebilirim. İnsanlara kendini veya karşısındakini 1 gün için özel hissettirme ve hissettirilmeye muhtaç gibi davranmak zorunda bırakıldığımız içindir belki. Herneyse dün 24. yaşımda giriş yaptım. Kutlama da pek sevmem, yakın arkadaşlarla toplaşıp evde sohbet müzik muhabbet en güzelidir. Öyle de yaptık. Ama ne hikmetse doğumgünüme Avrupa futbolunda takip ettiğim iki takımın da maçı vardı aynı anda hem de. Yani 24.yaşıma daha güzel giremezdim dedim sonradan kendi kendime. Müzikle futbolla güzel bir gece geçirdim.
Sahada zafer için koşturan sevdiğim adamlar için de güzel bir gece olmuştur heralde çünkü hem Barça hem Paris Saint-Germain'li adamlarım sahadan mağlubiyet görmeden ayrıldılar.

Kral'ın takımı Real Madrid olabilir ama Krallara yakışan performansı yine Barça gösteriyor..



Barça uzun zamandır ilk kez maç kazanamadı. Berabere kapattı oyunu. Oynanan son maçta Valencia'yı Camp Nou'da ağırlamış ve 7 gol atmıştı. Şimdi o maçtan sonra yine Valencia'yla oynayıp nasıl 1-1 bitirirler maçı diye düşünüyorsanz cevabını vereyim; Luis Enrique böyle uygun gördü. Deplasmana neredeyse Barça B'den oluşan bir takım götürdü ana karakterleri dinlendirmek adına. Kararın doğruluğunu sorgulamak bize düşmez diyerek belirtmek isterim ki iyi ya da kötü Enrique'nin aldığı ve uyguladığı her türlü kararın %100 arkasındayım. Teknik adam olarak başarısını zaten üstüste kırdığı rekorlarla kanıtladı da. "Guardiola Barcelonası" devrini kesin ve net olarak devirip kapattı geçtiğimiz günlerde imza attığı rekor ile. 

Luis Enrique Martinez; Guardiola'nın 28 maç yenilgi görmeme rekorunu dünkü maç sonucuyla 29'a çıkararak Guardiola'nın sahip olduğu rekoru egale etti


Ayrıca oyuncu olarak 300, teknik direktör olarak da 100. yani toplamda Barcelona takımıyla 400.maçına da çıkmış bulunmakta. Enrique'nin bireysel istatistik ve başarılının yanında takımın kırdığı rekorları belirtmeye gerek bile yok sanırım, herkes her gün kırılan rekorları, tekrar tekrar atılan hat-trick'leri, kazanılan ve kazanma yoluna adım adım yaklaştıkları kupaları kendi gözlerimizle izliyoruz. Taraflı yazıyorum mazur görünüz ama Barça sevgimi zaten blog'umu okuyup da anlamayan kalmamıştır. Başarıları daim olsun isterim takımımın her zaman.

*

İspanya'dan yukarı yönelerek Fransa'ya gelirsek..



Uruguaylı forvet Edinson Cavani yüzünden düştüğüm bu Paris Saint-Germain bataklığında (şaka yapıyorum tabii ki) hala sürünüp gidiyorum. Fransa liginden çok da haz etmesem bile bu takıma her maçla daha da ısındım artık baya baya fanatik olarak tutma seviyesine eriştim diyebilirim. Ama tabii takımda ilgimi muhteşem ve yenilmez oyun stillerinden ziyade çeken Cavani'nin yaptıkları.
Veya yapamadıkları / yaptırmadıkları- diyelim. Son zamanlarda zaten Uruguaylının takımda gerek takım arkadaşlarından kendini soyutlaması gerek teknik adam Laurent Blanc'la yaşadığı "pozisyon" ve "davranış" sorunlarıyla ilgili yazılar yazdım. Okuduysanız az çok haberiniz vardır Edinson'ın takımdaki yerini Brezilyalı Lucas'a kaptırmakla savaş verdiğinden. Sezona bomba gibi başlamasına rağmen durduk yere Blanc tarafından böyle bir kazık yemesinin nedenini bence kendisinden çok ben merak ediyorum. Çünkü -kesinlikle objektif olarak söylüyorum- adam gerçekten dünyanın sayılı forvetlerinden. Ve de en skorer isimlerinden. Yeteneğini zaten ne benim ne de sizin veya başkasının sorgulayıp tartışabileceğini düşünmüyorum çünkü gayet bariz bir şekilde adam fırtına estire estire oynuyor senelerdir. Napoli dönemleri kadar parlak olmasa, daha doğrusu bazı kişiler tarafından (evet Blanc'ın ta kendisinden bahsediyorum) oldurtulmasa da PSG'de sergilediği performans da gayet kebap yani.
Son 1 aydır takımdaki yerinin elinden alınma korkusundan dolayı kameraların bizlere yansıttığı üzere devamlı üzgün, yüzü ekşi, mutsuz bir Cavani görüyoruz. Ve sadece ben değilimdir, O'nu seven herkes eminim en az adamın kendisi kadar üzülüyordur. Kendi sevdiğiniz futbolcuyu koyarsanız yerine, onun geçtiği zor dönemlerin sizi de üzeceğini anlarsınız diye düşünüyorum. Yazdığım yazılarda Cavani'nin takımdaki durumuyla ilgili bilgi aktarımı yapıyorum zaten son 1 aydır. 

*

Doğum günüme denk gelen dünkü Lyon'la oynadıkları maçta uzun zamandan sonra ilk kez ilk 11'de başladı maça. Bench güzeli diyorum artık ben ona, o derece oynatılmıyor adam. Her maçın son 20 dakikasında giriyor ve top ayağına değene kadar zaten maç bitiyor sonra deniyor ki "Cavani oynamıyor." E kardeşim bu adam forvet. Bu adamı rahatsız olduğunu açıkça dile getirdiği kanat pozisyonunda oynat uzun süre, hızını kes, özgüvenini kır üstüne bir de yerini kaybettir, yedeğe koy, oynaa süresini azalt, iyice demorilize et. Sonra neden oynamıyor? Gitsin. Satılsın. vs.. bir ton saçma sapan muhabbet gerek sosyal medyada gerek Avrupa basınında. Gel de sinirlenme. Bunca şeye rağmen efendiliğini koruyabilen de bir adam. Takdir edilesi. Maça geri dönersek; Zlatan'dan 2, Cavani ve Rabiot'un beraber dokunduğu ve top ağlara düşünce Rabiot'a yazılan 1 golle PSG, Lyon'u evinden 3-0'lık skorla uğurladı.


Maçta beni güldüren (bu tür şeylere hangi maç hangi takım olursa olsun gülüyorum ve nedense izlemesi eğlenceli geliyor) Cavani'ye -bence- haksız yere çıkan sarı kart ve buna takımın tepkisi oldu. Zlatan, Thiago ve Stambouli'nin hakeme diklenmesi ve Lyon'un kullandığı serbest atışın Cavani'nin kurduğu duvara takılması da hoş oldu. Takıma katkı sağlanmadığı söylendiğinde bu tür şeylere ekstra dikkat etmek gerekiyor.
Maçtaki goller 2.yarıda geldi ve normal performanslarına göre biraz zorlandıklarını düşündüğüm PSG'nin Zlatan'ın ilk golüyle yaşadığı sevinci de Cavani'yle Ibra'nın gözlerinden çıkan ateşten anlamış oldum. Böyle anlar bir ömre bedel oluyor cidden.

*

Genel olarak maç böyle geçti. Blanc'ın Cavani veya Lucas'ın performansından memnun olup olmadığı, Chelsea ile oynanacak olan Şampiyonlar Ligi maçında ilk 11'e hangisini koyacağı şimdilik meçhul. Her beraber ilerleyen günlerde göreceğiz.
Gönül ister ki Edinson artık yavaş yavaş özgüvenini geri kazansın ve takımdaki yerini (malesef istemese de Zlatan'ın kanadı) geri alsın. Yoksa takımdan ayrılma seçeneğini değerlendirmek isteyecektir.